14 Ocak 2011 Cuma

AV MEVSİMİ

Hayatımın büyük bir bölümünü aktörlere aşık olarak geçirdim. Oynadıkları karakterlere veya bizzat kendilerine. Sebebi belki de gerçek hayatta o erkeklerin olmamasıdır. Ben o aktörler gibi aşık olan bir erkek görmedim gerçek hayatta.
Peki neydi o adamlarda bizi çeken? Şeytan tüyü yoktu elbet. Ama işte bazen öyle karakterler çıkar ki yazarların kaleminden, her kadının can evinden vurur. Yüreğinize indirir bakışları. Belki o kadar sevmiyorsunuzdur gerçekte o aktörü.
Neden bunları anlatıyorum, şu yüzden; son zamanlarda istisnasız her arkadaşımdan "öyle bir koca istiyorum" lafını duyduğum "İdris"i anlatmak için. Hangi "İdris"? Yavuz Turgul'un "Av Mevsimi" filminin "Deli İdris"i. Hepimizi can evinden vuran "Deli İdris"i. Sevdiği kadın için gerekirse uğruna bizzat onu öldürecek o deliyi.
Tüm kırgınlıklarına, deliliklerine ve yaşanılan hezeyanlara rağmen dönüp "Asiye iyi kızdır" diyen adama hangimiz hayranlıkla bakmadık. Öldürecekti sevdiği kadını, hangimiz inandık İdris'in Asiye'ye kıyabileceğine ve hangimizin boğazının orta yerinde bir yumru oluşmadı dudakları birbirlerinin dudaklarına kitlendiğinde.
Bir adam ne kadar sevebilir bir kadını? Bunun bir sınırı var mı? Ama biliyorum ki İdris gibi sınır tanımadan seven erkekler var. Hayatın zorluklarının içinde hala "Asiye"sini düşleyen, "Ben karımı hiç aldatmadım" diyen adamlar var.
Bu karakteri yaratan Yavuz Turgul'un önünde saygı ile eğilirken, karaktere bazen bakışlarıyla, tebessümleriyle, bazen de o tüm dram sahnelerine rağmen bizi güldürebilmesiyle hayat veren, onu perdeden bizlere aktaran Cem Yılmaz'a saygılarımı ve sevgilerimi arz ederim...

Hiç yorum yok: